FETİH VE FÂTİH RUHU BUDUR

Resim

“Kudüs Baş Papazı” Yeniden Diriliş Kilisesi’ne geliyor. Beraberinde Osmanlı askerleri, onları muhafaza etmekte…

Kudüs’te çektiğim bu fotoğraftaki kırmızı fesli Osmanlı askerlerinin sebebini sorduğumda, gördüğünüz bu fesli arkadaşlar, “Kudüs Hıristiyanları Osmanlı himayesindedir. Bugün biz her ne kadar siyaseten Osmanlı himayesinde olmasak da ‘Kudüs Hıristiyanları’ olarak büyük İslam Halifesine duyduğumuz minnettarlığı bu şekilde ifade etmeye devam ediyoruz” dediler. 

Sanıyorum aşağıdaki tarihi vesika bu minnettarlığın kaynağını belgelemekte. 

Not: Diyalogcu tayfaya kapak olabilir. Bir Müslüman Gayrimüslimle “dinler arası diyalog” yapmaz. Onlara tebliğde bulunur. İslâma davet eder. Ancak bir Gayrımüslim Müslümanlarla diyalog arayışına girebilir ve himaye isteyebilir. İslamın şerefi ve onuru bunu gerektirir. 

Tabi bunun için başımızdaki hükümdarlarımız birer “Fatih”, olmalı; halkımız da birer “Osmanlı” torunu… 

29 Mayıs Fetih günümüz kutlu ve mübarek olsun. 

Sultan Fatih ve beraberindeki tüm ecdadımızın ruhları şâd olsun. Onlara layık evlatlar olabilmek duasıyla.. 

Ahmet Kemal ÖNCÜ 

—————————–

Kanuni Sultan Süleyman’ın Kudüs Hıristiyanları Konusunda Fransa Kralı Fransuva’ya Mektubu

Fransa Kralı Fransuva’nın esir düşmesiyle başlayan Osmanlı’dan yardım isteme durumu, çeşitli şekil ve surette Fransuva’nın saltanatı süresince devam etti. Bu istekler bazen Almanların saldırması ve sıkıştırmasında, bazen denizden askeri yardım şeklinde, bazen de iktisadi menfaatler sağlanarak yerine getiriliyordu. Fransa kralı en son isteğini, Mohaç savaşından iki sene sonra, Kudüs Hristiyanları konusunda ricalarını ihtiva eden bir mektupla, Kanuni Sultan’a bildirmişti.

Osmanlı Padişahı, 1528 yılında Fransuva’ya göndermiş olduğu mektubunda, şöyle cevap verir:

“Himayem altındaki topraklarımın içinde bulunan Kudüs Kalesi’nde eskiden Hz. İsa’nın ümmetine ait kilisenin cami yapıldığından söz ediyorsunuz. Bu mevzuda bana söylediğiniz herşeyi ayrıntılarıyla bilmekteyim. Eğer bu yalnızca bir mülkiyet meselesi olsa idi, Şanlı Padişahımız ile sizin aranızda mevcut dostluk ve sevgiye dayanarak istekleriniz bir rica olarak kabul olunur ve sürekli bahtiyarlık dağıtan huzurumuzda memnuniyetle karşılanırdı. Ancak burada taşınabilir ya da taşınamaz bir mülkiyet sorunu yoktur. Bu, tamamen Dinimiz İslamın icabıdır. Çünkü kâinatın yaratıcısı ve Adem’in velinimeti Yüce Allah’ın ayetlerine ve Peygamberimizin sünnetlerine göre bu kilise çok eskiden beri cami haline çevrilmiştir. Müslümanlar orada namazlarını kılarlar. Bugüne kadar cami olan ve namaz kılınan bir yerde şimdi değişiklik yapmam dinimize ters düşer. Kısacası mukaddes kanunlarımızda böyle bir harekete hoşgörü gösterilmiş olsaydı bile istediğinizi yerine getirmem yine de mümkün olmayacaktı. Fakat, İslam ibadetine ayrılmış yerler dışında ve halen Hristiyanların elinde olan tapınaklara benim adaletli, adil hükümdarım döneminde hiç kimse elini uzatamaz ve onların içinde oturanlara dokunamaz. Mükemmel bir huzurdan yararlanarak ve benim kesin korumam altında dinlerinin gerektirdiği her türlü töreni ve ibadeti yapmalarına izin verilmiştir. Şimdi onlar kendi dinlerinin tapınak yerlerinde tam bir güvenlik içinde yaşarlarken, herhangi birinin huzurlarını bozması ya da zulüm yapması mümkün değildir. Bu böyle biline!”

Hicret’in 935 yılının Muharrem ayının ilk 10 gününde yazılmıştır.”(1)

1-Osmanlı Tarihi-Alphonse de Lamartine-Heyet-Sabah Yay.-İst.1991-C.1-S.423

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s